İnceleme

Berk Mercancı  /  20 Temmuz 2017

Çelik Etkisi

Karbon fiber kadro kullanımının son yıllarda iyice artmasıyla Columbus, Reynolds gibi büyük üreticiler modern çelik borular üretmekten geri kalmadılar ve daha hafif, daha rijit boru setleriyle karşımıza çıktılar. Bugün bisiklet tasarımı bağlamında “klasik” olarak andığımız 80-90’lardan günümüze değişen tasarım anlayışıyla birleştiklerinde ise ben dahil birçoğumuzun ilgi odağı olmayı başardılar. Modern çelik kadrolu bisikletimi 1,5 ay sürme fırsatı bulduktan sonra bu yazıyı yazmaya ve çelik bisikletlerle olan hikayemi, hislerimi anlatmaya karar verdim.

 

İlk yol bisikleti deneyimimin celeste bir Bianchi ile olmasından kaynaklı sanırım, bisiklete başladığım günden bu yana klasik bisikletlere büyük bir ilgim vardı. 2 sene alüminyum kadro ve karbon maşa, Sora setten oluşan bisikletler kullandıktan sonra şans eseri bir Raleigh edindim. Reynolds 531 Pro tubinge sahip bu özel bisikletin boru çapı ana gövdede 1 inç. Bisikleti 3000 km kadar rutin antrenmanlarımda kullandım. Kavacık, Karagöl, Spil gibi uzun ve yer yer çok sert eğime sahip tırmanışlarda sürme şansım oldu. Ilk farkettigim nokta, çeliğin inanılmaz bir sürüş hissine sahip olmasıydı. Bunu anlatması, tarif etmesi çok güç. Bir kelimeyle anlat derseniz “pürüzsüz” diyebilirim. Özellikle buna en çok etki eden kısım, boru modelinin ve çapının yanısıra maşanın öne doğru açılı olmasıydı. Bozuk soğuk asfaltta giderken maşanın öne doğru gidip geldiğini çok net görebiliyorsunuz. Bu durum bozuk yolda size mükemmel bir konfor sağlasa da virajlara hızlı girdiğinizde denge kaybına yol açabiliyor ki bir kere tecrübe ettiğinizde bir daha asla başınıza gelsin istemezsiniz. Buraya kadar her şey güzel fakat işin içine uzun tırmanışlar girdiğinde  bu esneklik artık canınızı sıkmaya başlıyor. Şöyle ki, tırmanış esnasında ayakta atak yaparken veya U virajlarda ayağa kalktığınızda aktarıcı kafesi, janta sürtecek kadar esneyen bir kadro… Bunların yanısıra 1985 yapımı olan kadrom artık yorulmuştu ve luglardan boyalar atmaya başlamıştı. SBDU seri numaralı bisikletimin daha fazla yıpranmasına göz yumamayıp tekrar alüminyum kadro-karbon maşalı bir bisiklete geçtim. Bariz bir esnemezlik farkı olsa da her sürüşte çeliğin konforunu arar oldum. Aklımda Columbus SLX borulu bir kadro bulup karbon komponentler, modern vites ve teker setleriyle toplamak vardı. Columbus SLX, Reynolds 531’den daha rijit olsa da geçmiş yıllarda başıma gelen esneklik sorununu tekrar yaşamak istemedim. Bunun üzerine Brelis Cycles’ın sahibi Burçak Erbil’le iletişime geçtim. Body fitting yaptıktan sonra sürüş tarzıma uygun boruları Burçak Erbil belirledi. Hafiflik ve esnemezlik için Columbus Spirit’i tercih edip kaynak için fillet brazing tekniğini kullandı. Maşa ise Ritchey carbon.

Bir miktar esnekliği bizim gibi sürekli bozuk yollarda sürenler için gerekli görüyorum. Aslında bu gerekliliğin sebebi sadece yolların bozuk olması değil. Çeliğin bahsettiğim esneklikle birlikte getirdiği o pürüzsüzlük hissiyatı; literatürde “canlılık” olarak geçiyor. Bisikletin yola, bacaklarınıza ve gidondan güç aldığınızda size tepki verdiğini, gelen etkiye göre şekil alması durumu olarak açıklayabilirim bunu en basit haliyle. Oldukça materyalist bir şekilde açıkladım, zira bu olay tamamen deneyimlemekle anlayabileceğiniz bir durum. Keyfini bir kere aldığınız zaman zaten çok geçmeden bir çelik bisikletiniz oluyor.  Son alüminyum kadromu (Mosso) 1,5 yıl kadar kullandım. Daha önceki tüm alüminyum kadrolardan şikayetim bu kadronun olduğu gibi çok rahatsız olmasıydı. Esneklik de cabası… Fakat söz konusu esneklik çok dengesizdi alüminyum kadrolarda. Eski bisikletimdeki tüm ekipmanı (maşa dahil) bu kadroya aktarınca çeliğin farkını doğrudan hissedebildiğimi belirtmek istiyorum. 38 mm’lik alt boru, Raleigh’in 25.4 mm’lik borusuna göre rijitliğini oldukça hissettirdi. Fakat Raleigh kadar pürüzsüz olduğunu söyleyemeyeceğim, sonuçta daha geniş boru çapı demek daha fazla rijitlik demek. En büyük fark ise mıcır asfalt, kilit taş gibi bol tırtıklı, titreşimli yollarda ortaya çıktı. Özellikle yüksek hızlarda iniş yaparken çok akıcı. Oldukça rahatsız diyebileceğimiz Selçuk yolunda sürdükten sonra mola yerinde bir arkadaşımın dışarıdan gözlemi ise, kendi alüminyum kadro ve karbon maşalı bisikleti yolda zıplayarak giderken benimkinin çok stabil gittiğini görmesi şeklinde oldu. Tırmanışlarda ise tahmin edeceğiniz üzere karbon fiber kadar rijit tabii ki değil. Ancak alüminyumdaki dengesizliğin yerini çok tatlı ve dengeli bir esneklik aldı.

Amacım bozuk yollarda konforlu ve performanslı bir yol bisikleti toplamaktı. Bir de üzerine karbon fiber jantları takınca tam olarak hayalimdeki bisikleti elde etmiş oldum. Sadece görüntü olarak değil, hissiyat olarak da…

 

Kadronun işçilik detaylarını ve sıfırdan imal edilişini görmek için facebook ve Instagram’da Brelis Cycles’ı ziyaret edebilirsiniz.

"Variant.cc is a road cycling collective. We got a huge love bond for riding, chasing new routes and sharing them for road lovers"

TAKİP ET