Çeviri

Yazan: Mark CIRINO Lisansüstü Çalışmaları Merkezi - New York Şehir Üniversitesi (CUNY)

 Çev. Ali Sinan DENİZ  /  30 Kasım 2017

Bisiklet Muhteşem Bir Şeydir

Silahlara Veda romanındaki Bartolomeo Aymo karakterine ilişkin
Hemingway'in kaynağı

 

"Hemingway bisikletçilerin adlarını, yaşamlarını ve onlara ait tüm istatistikleri bilirdi."

JOHN DOS PASSOS1

 

Silahlara Veda romanında, Frederic Henry’nin komutası altındaki ambulans şoförü karakteri için seçilen Bartolomeo Aymo ismi, aslında 1920’lerde yarışmış olan bir İtalyan bisikletçinin adıdır ve yapılan bu seçim gerçek hayattaki Aymo'ya bir övgü, bir saygı niteliği taşır. Tarihteki Aymo’nun şanssızlıklarla dolu kariyeri ve inatçı yapısı onun kurgusal kopyasına ışık tutarken; aynı zamanda Hemingway’in sporculara, askerlere ve inisiyatif alan insanlara hak ettikleri değeri verme konusundaki hünerlerinin altını çizer.

Aymo2, 25 Eylül 1889'da Piemonte bölgesinin kuzeybatısındaki Torino şehrinin güneyinde kalan küçük İtalyan kasabası Carignano'da dünyaya geldi. Yarış hayatına 1916'da Güney Amerika'da başladı ve bisikletteki en büyük başarılarına 1921-28 yılları arasında Avrupa'da imza attı. 1930 yılında kariyerini sonlandırmasının ardından Torino'da bir bisikletçi dükkânı açtı. 11 Aralık 1970'te yine Torino'da hayata gözlerini yumdu. Öldüğünde 81 yaşındaydı ("La Morte di Aymo" 25).

Aymo, 1920'lerin ortasına denk gelen dört yıllık bir dönemde Avrupa'daki elit bisikletçilerden biriydi. 1924 Fransa Turu'nda elde ettiği dördüncülüğün ardından 1925 ve 1926 Fransa Turlarında üçüncü olmayı başarmış; ayrıca hem 1925 hem de 1926 Fransa Turu'nda Alpler'deki 275 kilometrelik zorlu Nice-Briançon etaplarını kazanmıştı. İtalya Turu'nda ise 1922 yılında ikinci olurken; yarışın 1921, 1923 ve 1928 edisyonlarında podyumun üçüncü basamağında yer aldı. 1923 yılında, doğduğu bölgenin yarışlarından biri olan Piemonte Turu'nu da kazanan Aymo, aynı yarışta 1922 ve 1925'te ikinci, 1924'te ise üçüncü oldu.

Aymo'nun bu önemli bisiklet yarışlarındaki başarısı takdire şayan olmakla birlikte, Hemingway okuru için Aymo'nun yarışları kazanmasından ziyade onları kazanmaya yaklaşması daha anlamlıdır. Nitekim Aymo bisiklet sporunun altın çağında Giovanni Brunero, Costante Girardengo, Alfredo Binda ve aynı zamanda Güneş de Doğar3 romanında anılan Ottavio Bottecchia gibi efsanelerle yarıştı. Takımının domestiklerinden biri olarak Aymo, liderinin başarısı uğruna zafer arayışlarını sıklıkla ertelemek ve içindeki bu isteği bastırmak zorunda kaldı. 1926 Fransa Turu esnasında Aymo'yu gözlemleyen bir gazetecinin yazdıkları bu savı doğrular niteliktedir: "Eğer kendisini istisnai bir yarışçı olarak görmüyorsa bunun esas sebebi takım liderlerinin Girardengo ve Brunero gibi şampiyonlar oluşudur ve şurası oldukça açık ki; Aymo onların başarısı için bir adım geride durmak zorunda!" ("Dans les Lacets du Col de Braus" 70.)4

Aymo, kendisinden daha başarılı olan çağdaşları kadar üstün yetenekli olmamasına rağmen inatçılığı ve azmi sayesinde popüler bir isim oldu. Aymo'nun, kuşkusuz Hemingway'in de ilgisini çeken niteliklerini spor muhabirleri şöyle tanımlıyorlar: 1923 Toscana Turu "Aymo’nun beyhude çabası..." (“Nuova Vittoria di Girardengo” 2). Benzer şekilde; 1925 Piemonte Turu "Tura katılanlar arasında Aymo en göz kamaştırıcı yarışçıydı. Sahip olduğu enerji ve azimle yarışı başından sonuna kadar kontrol etmesini bildi.” (“Belloni vince il Giro del Piemonte” 2). "Belki de en güçlü ve azimli olan yarışçıydı ancak en iyi zaman ona ait değildi... ve Aymo yarışta ikinci oldu!"

Bartolomeo Aymo, 1926 Fransa Turu’ndaki performansının ardından yarışı kazanamamasına rağmen kült bir kahraman haline geldi. Çünkü kaybederken bile güçlü ve çetin bir tavır sergilemişti. 1926 Fransa Turu’na ilişkin dokümanlar Aymo’nun mağlup olurken bile taşıdığı sihri kanıtlar niteliktedir. Örnek verilebilecek bir haberde “Aymo’nun performansı muazzamdı; sanki pedal basmıyor adeta uçuyordu. Ve en nihayetinde, on beş kilometrelik işkencenin ardından yarış liderlerini yakalamayı başarabildi” (“II XX Giro di Francia si inizia con una serie di sorprese” 5) ifadeleri yer alırken; yarışın ilk haftasının ardından, Aymo'nun azmine ilişkin olarak ise “Aymo’nun talihsizliği: Aymo lider grubu tekrar yakaladı ama tam bu anda lastiği patladı. Yola koyulmasının hemen ardından bir lastik patlağı daha! Zavallı Aymo ne kadar talihsiz olsa da, bunun cesaretini kırmasına izin vermedi. Olağanüstü bir çabayla Martinetto ve Buysse'nin ardında amansız takibini sürdürdü." ("Vittoria di Lucien Buysse" 5) cümleleri basında yer bulmuştu. İzleyen hafta Aymo Nice-Briançon etabını kazandığında muhabirler artık tarafsız habercilik rollerini bir kenara bırakmış ve kaleme aldıkları metinlerde onu efsaneleştirmeye başlamışlardı:

"Manzara çok güzel ve oldukça görkemli: Aracımız zirve yolunda epey zorlandı. Tırmanışımıza devam ederken, hâlihazırda 4000 kilometreyi geride bırakmış olan Torinolu yarışçıya rastladık. Şimdiye kadar gördüğümüz en zorlu tırmanışı insanüstü bir güç ve iradeyle domine ediyordu. İçimizdeki coşkuyu haykırarak onu daha da cesaretlendirmeye çalıştık. Tükenmek bilmeyen bir güce sahip bu Torinolu şampiyon bize zirveye kaç kilometre kaldığını sordu. 'Haydi devam! Yalnızca iki kilometre!' diye cevapladık." ("Aymo vince alle porte d'Italia" 2.)

Aymo, galip geldiği etabın ardından sıcakkanlı bir gazetecinin röportaj teklifini kabul etti ve zafere ulaşırken verdiği mücadeleyi dikkate değer bir mütevazilikle anlattı: "Başlangıçta kendimi çok kötü hissettim. Solunum yollarımda iltihap vardı. Bu yüzden nefes almakta zorluk çekiyordum, hatta konuşmakta bile zorlanıyordum. İlk etap benim için gerçek bir felâketti. Eğer biraz param olsaydı bir trene binip doğruca evimin yolunu tutardım. Ama kendimi Fransa'nın Almanca konuşulan bu bölgesinde buldum ve borç para alabileceğim kimseyi tanımıyordum, ben de devam etmeye karar verdim."
("Aymo vince alle porte d'Italia" 2.)

Fransız muhabirler Aymo'da övgüye değer başka özellikler de keşfettiler. Le Miroir des Sports muhabirlerinden biri görüşlerini şöyle dile getiriyordu:

Aymo 'bisiklet süren bir makine' değil; tıpkı Lucien Buysse ve hatta [Nicholas] Frantz gibi bir bisiklet öncüsü! Muntazam, orantılı ya da heybetli bir vücut yapısı yok. Adeta çöküş dönemindeki bir Roma imparatorunu andıran kafasının altında, ahenkli dış hatlardan ziyade içsel bir atletik kalite taşıyan, güçlü olmaktan çok esnek ve uzun kaslardan oluşan bir vücuda sahip! Doğal bir zarafetle kutsanmış olan bu İtalyan yarışçı, Casse Déserte'nin (Col d'Izoard) hiddetine maruz kaldığında, ve hatta yolları çamurla kaplı Briançon inişindeyken bile kusursuz bir açıyla sürüşüne devam etti. En zorlu anlarda bile temposunu korumayı başardı. ("Dans les Lacets du Col de Braus" 70).6

Bu tanımlama Güneş De Doğar7 romanındaki matador Pedro Romero'nun müstakil itibar ve zarafetini ya da Yaşlı Adam ve Deniz'deki yorulmak bilmez balıkçı Santiago'yu akıllara getiriyor. Bu iki roman kahramanı da gerçek hayattaki benzerlerinden esinlenilerek yaratılmışlardı...

1926 Fransa Turu'nu takip etmekte olan bir diğer spor yazarının paylaştığı ve Hemingway'den de tam not alması muhtemel ilginç bir anekdotla devam edelim:

"Vars ve Izoard dağ geçitlerinin zirvelerinde, Piemonteli iki geveze yaşadıkları sevinci Aymo'nun omzuna indirdikleri sert darbelerle göstermeye niyetlendiler. İtalyan yarışçı Vars'ta bu vuruşlara bir tepki vermedi ancak Izoard geçişinde öfkesi iyi niyetine galip geldi ve hayranının suratına sağlam bir yumruk attı." ("Bartolomeo Aymo Réédite Sa Victorie De L'an Dernier Dans L'Etape Nice-Briançon" 84)

Hemingway'e göre Aymo metanetli ve bencillikten uzak bir kişiliğe sahipti. Ve onun bu özellikleri romandaki kurgusal adaşına da açık bir şekilde yansıdı. Aslında Bartolomeo Aymo’nun Silahlara Veda romanındaki rolü hem dramatik hem de tematik olarak oldukça önemli! Bir ambulans şoförü olan Aymo, Caporetto’dan çekilme sırasında birlikteki diğer askerlere yiyecek vb şeyler tedarik edebilmek için durmak bilmeden çalışıyor... Oldukça zor şartlar altında çamura saplanan ambulansı kurtarmaya çalışırken de Aymo'nun ağzından en ufak bir şikayet ya da sızlanma işitmiyoruz. Aracına aldığı iki genç kıza ilişkin olarak şansını biraz fazla zorlamış olsa da; yaptığı hareketlerin ne kadar duygusuz ve duyarsız olduğunu fark ettiğinde kızlara biraz peynir ikram ederek hatasını affettirmeye çalıştığını görüyoruz...

Ne var ki Aymo, geri çekilmenin yarattığı karmaşa esnasında, İtalyan artçı birliğinde görevli bir asker tarafından öldürülür. Aymo, öldürülen tüm askerler arasında okuyucunun en çok sempati duyacağı isimdir. Kendi vatandaşlarının ellerinden olan ölümü, aynı zamanda Catherine’in de sivil ölümünün habercisidir ve savaşın ölümcül rastlantısallığını tasvir eder. Frederic’in bizzat söylediği gibi; “Aymo öldürülmemiş olsaydı hiçbir şey gözümüze tehlikeliymiş gibi görünmeyecekti… Ölüm aniden ve makul olmayan bir şekilde geldi.” (A Farewell to Arms 218.). Bunun haricinde Frederic'in kendini ifade ederken bir kez daha Aymo'yu özne haline getirdiğine tanık oluyoruz... Yanmakta olan bir kütüğün içindeki karıncalarla ilgili hikâyesinden hemen önce, Frederic kaderci bir anlayışla konuşurken hayata olan bakışını ortaya koymak adına arkadaşının adını kullanıyor: “Veya bir insanı hiç nedensiz yere öldürüyorlardı, tıpkı Aymo’yu öldürdükleri gibi.” (A Farewell to Arms 327).

Aymo’nun sahip olduğu azimli olmak, şikâyet etmeden çalışmak gibi nitelikler Hemingway’in kahramanlarıyla eşanlamlı hale geldi. Hemingway’in kullandığı Savaşçı, Yenilmeyen ve Kazanana Ödül Yok gibi başlıklar; iyi koşulmuş bir yarışta elde edilen tatminin ve sıkı dövüşülmüş ama kaybedilmiş bir kavganın asaleti ile karşılaştırıldığında, birincilikle gelen zaferin aslında ne kadar aldatıcı olabileceğine dair bir göndermedir. Nitekim Yaşlı Adam ve Deniz romanında, eskilerde lakabı şampiyon olan Santiago’nun da gayet iyi bildiği gibi “İnsan mağlup olmak için yaratılmamıştır… Bir insan yıkılabilir ancak asla mağlup edilemez!” (103). Hemingway Aymo’yu yalnızca muhteşem bir bisikletçi olduğu için değil; sınırlı yeteneklerine rağmen sergilediği inatçı tavrı nedeniyle de onurlandırmıştır. Bisiklet sporu tarihçisi Gherardo Bonini, Aymo’nun “olağanüstü dayanıklılığına ve içindeki karşı koyma arzusuna rağmen kaderinde yenilgi olan bir bisikletçi” olduğunda hemfikirdir (yazara e-posta). “Düşünmek yerine yalnızca katlanmayı ve devam etmeyi” seçen Santiago gibi Aymo da inanılmaz bir yaşama azmi ve dayanma gücüne sahipti. (OMATS 46).

Silahlara Veda’da Bartolomeo Aymo’nun ismine yapılan tarihi atfın dışında bisiklete ilişkin başka göndermeler de mevcut. Birlikler geri çekilirken ambulans çamura saplanıp kalır ve Bonello “Keşke birer bisikletimiz olsaydı!” diye söylenir. Aymo ise bunu onaylayarak “Bisiklet muhteşem bir şeydir!” der... Aymo’nun bu sözlerinden bisikletin onun için gerçek bir tutku ve estetik bir zevk olduğu anlaşılıyor. Bonello’nun tavrı ise, Aymo'nunkinin tam aksine, bir menfaat hatta üşengeçlik sergiler: “Yürüyüşle aram pek iyi değildir!” (AFTA 207).

Bu gelişigüzel sohbetin biraz sonrasında bisiklet bu defa tedirgin edici bir şekilde karşımıza çıkar... Aymo “tek sıra halinde, düzenli ve neredeyse harikulâde şekilde ilerlemekte olan” bir grup Alman miğferi fark eder. Oldukça gerçekçi kurgunun naif bir anında, onların bu tuhaf duruşunun ve hayaleti andıran ilerleyişlerinin sebebini keşfederiz: “Geçenler bisikletli askeri birliklerdi...” (211).8

Bisiklet sporu, Silahlara Veda romanını yazdığı esnada Hemingway'in aklının köşesinde bir yerlerdeydi. A.E. Hotchner, Hemingway'in kendisine söylediği şu sözlerden bahseder: "Altı Gün yarışlarının bitiş çizgisinin yakınlarında bir bölmede oturup Silahlara Veda'nın kurgusunu planladığım, düzeltmelerini yaptığım günleri asla unutmayacağım." (PH 43). Michael Reynolds ise, Hemingway'in Silahlara Veda romanına başlamaya karar verişi ile 1928 Mart'ının başlarında Paris'teki dairesinde epey kan kaybetmesine neden olan ve belki de savaşta aldığı yaraları hatırlamasını tetikleyen kaza arasında bir bağlantı kuruyor9. Bu kazaya ilişkin olarak Hotchner da Hemingway'in kendisine benzer bir hikâye anlattığını anımsatır: "Ertesi gün (kazadan sonraki gün) bisiklet yarışlarını izlemeye gittim ve o akşamki hissiyatım, yaşadığım kan kaybından olsa gerek kesinlikle muhteşemdi, sonunda Silahlara Veda'yı yazmaya başladım." (PH 50).

Hemingway'in bisiklete, özellikle de Altı Gün yarışlarına duyduğu aşk; Paris Bir Şenliktir romanında, artık at yarışlarında bahis oynamak yerine bisiklet yarışlarını takip etmeye başladığını anlattığı Bir Uğraşının Sonu adlı kısa bölümde anılır. Hemingway bu kısa öyküde, şimdiye kadar bisiklet sporunun ruhuna dokunan bir yazı yazmamış olduğundan hayıflanır: " Bisiklet yarışları hakkında birçok öykü kurguladıysam da; gerek açık gerek kapalı velodromlarda10 ve yollarda yapılan yarışlar kadar güzel, bir tane olsun yazamadım." (MF 64). Hemingway Güneş de Doğar adlı eserinde bisikletçi Ottavio Bottecchia'yı anmakla kalmaz, ayrıca Klimanjaro'nun Karları ve Hiç Olamayacağınız Gibi adlı eserlerinde sporun kendisini de anar. Bisiklet sporu A Pursuit Race öyküsünün merkezindeki metafordur. Hikâye, Paul Smith’in de dikkat çektiği üzere, “Hemingway'in Paris’teki bisiklet yarışlarına ilgisi” üzerine inşa edilmiştir (181). Bununla birlikte Hemingway'in İkinci Dünya Savaşı sırasında muhabirlik yaptığı Collier'deki yazıları onun bisiklet sevgisine ilişkin en kalıcı ifadeler olmuştur: "Tepeleri unutamayacağın bin bir zorlukla aşmak ve sonrasında bu tepelerden özgürce aşağı inmek durumunda olduğundandır ki; bir ülkenin çehresini öğrenmenin en iyi yolu bisiklet sürmektir. Bu sayede her şeyi gerçekte olduğu gibi hatırlarsınız. Oysaki bir otomobille yol aldığınızda sizi etkileyen tek şey yüksek zirvelerdir. Bir ülkeyi bisikletle değil de otomobille dolaşırsanız pek de net hatıralara sahip olmazsınız." (BL 364).11

Bisiklet; bir yazar olarak Hemingway'i ve salt bir metin olarak Silahlara Veda'yı bambaşka bir şekilde kavramamıza olanak sağlar. Bartolomeo Aymo, kulağa hoş gelen bir İtalyan isminden ya da sıradan bir kurgusal adaştan çok daha fazlasıdır. Hemingway’i, yazdığı romanda bir bisikletçinin ismini ve ruhunu ölümsüzleştirmeye sevk eden şey; Aymo’nun sahip olduğu yetenek ve kudretten ziyade onun çarpıcı kişiliği ve teslimiyeti reddedişi olmuştur. İşte Hemingway’in hayal dünyasında kıvılcımlar yaratan ve onu Aymo’ya hayran bırakan şey budur… Nitekim Silahlara Veda’daki bir diğer roman kahramanı Frederic Henry’nin Aymo için söylediği sözler, aslında Hemingway’in gerçek hayattaki Bartolomeo Aymo’ya verdiği değerin kelimelere dökülmesinden başka bir şey değildir: "Onu gerçekten çok severdim…" (AFTA 214).

NOTLAR

Bu makalenin ortaya çıkmasındaki yardımları için Antonio ve Linda D. Cirino, Gherardo Bonini, Eleonora Piemontese, Anton Borst ve Amy Grey'e teşekkürlerimi sunarım. Ayrıca New York Halk Kütüphanesi çalışanlarına, Torino Bölge Arşivi'nden Stefano Benedetto ve Carignano Bölge Arşivi'nden Cristina Falco'ya da minnettarım.

1. The Best Times, 143. Hatıratın bir yerinde Dos Passos şöyle yazar: "Hem(ingway) bir bisiklet yarışı tutkunuydu. Fransa Turu'ndaki yarışçılar gibi şeritli formalarla giyinir kuşanır; şehirdeki bulvarlarda dizleri neredeyse kulaklarına varırcasına ve çenesi gidona yapışık bir şekilde bisiklete binerdi." (142). Michael Reynold da benzer bir şeyi rapor etmiştir: "Ernest her türden bisikletçiye gerçekten hayrandı; pist bisikletçileri, uzun mesafeciler ve grand prix yarışçıları… Tüm bu hayranlığının yanında, Ernest hep bir bisiklet yarışçısı olmayı istedi, onları dikkatle inceledi, araştırdı ve bazen onların giyim kuşamını bile taklit etti (Homecoming 20). Richard Gordon’un To Have and Have Not adlı eserinde Dos Passos’u örnek alan bir karakter bisiklet sürmektedir. Romanın en son imgelerinden biri de Morganların evine doğru bisikletleriyle gitmekte olan kış insanlarıdır (262).

2. İtalyan alfabesinde “y” harfi yoktur. Bu yüzden Aymo’nun ismi doğum belgesinde Ajmo olarak yazılmıştır. Silahlara Veda’nın el yazması metinlerinde Hemingway’in Aymo için kullandığı isim Rocky’dir (Reynolds, Hemingway’s First War 54).

3. Roman kahramanı Jake Barnes, San Sebastian’da, Bask Turu'ndan söz eden bir yarış müdürüyle sohbet eder: "Çok keyifli bir yarış olmuştu, eğer Bottecchia Pamplona'da abandone olmasaydı seyretmeye değer bir yarış olurdu." (SAR 240).

4. Linda D. Cirino bu makale için Fransız dergilerini tercüme etti. İtalyancadan yapılan tercümeler tarafıma aittir.

5. Gazeteci, İspanyolcadaki salao kelimesinin İtalyanca karşılığı sayılabilecek olan disdetta sözcüğünü kullanıyor. Şanssızlığın, talihsizliğin en kötü formu anlamına gelen bu söz, Yaşlı Adam ve Deniz'deki Santiago'yu tanımlamak için kullanılmıştır. (9).

6. Le Miroir des Sports Hemingway'in oldukça aşina olduğu bir dergiydi ve Hemingway derginin 1928 baskılarına sahipti (Reynolds, Hemingway's Reading 83). Cennet Bahçesi adlı eserde David ve Catherine Bourne aldıkları Fransız dergilerinin yanında Miroir'i de satın alırlar ve David günün sonlarına doğru dergiyi okumakla meşguldür. Güneş De Doğar romanında Jake Barnes, "Fransızların spor dünyası hakkında bilgi sahibi olmak" için bisikletçilerin bıraktıkları L'Auto gazetesini okur (242). L'Auto ayrıca Kilimanjaro'nun Karları adlı öyküde de yer alır; kocasının ilk büyük yarışı olan Paris-Tours yarışında üçüncü olduğunu okuyan kadın, elinde sarı sayfalı bir spor gazetesiyle sevinçten haykırarak üst kata çıkar (SS 69).

7. Romero’nun hareketlerinde her zaman bir ahenk vardı. Gövdesini garip biçimlere sokmuyordu, çizgisi hep dümdüz ve doğaldı. (SAR 171).

8. Bu an, Klimanjaro'nun Karları’nda, ölmekte olan Harry'nin "Ölüm, taşlı yollarda bisikletli çiftler halinde ve kesin bir sessizlik içerisinde ilerliyor" deyişini anımsatır (SS 71). Harry daha sonra ise şu ifadeleri kullanır: “Azrail’i bir tırpan ve bir kafatası ile temsil ederler, inanma! Bisikletli iki polis de olabilir, bir kuş da…” (74).

9. Hemingway, Maxwell Perkins’e yazdığı mektupta geçirdiği kazayı anlatır: “Sabaha karşı 2 gibi banyoda bir kaza geçirdim. Her şey üzerime devrildi. İlk başta kanamayı durdurmak için tuvalet kâğıdı kullanmayı denedik. Sonrasında ise banyo havlusuyla ve birkaç parça çırayla turnike uyguladık. İlk iki turnike kısa kaldığı (yüz havluları) için pek bir işe yaramadı. Telefonumuz yoktu ve gecenin 2’sinde doktor bulma şansımız olmadığı için oldukça endişeliydim, atar damarımda iki küçük kesik vardı. Neyse ki üçüncü turnike ile kanamayı az da olsa durdurmayı başardık ve Neuilly’de bulunan, damarlarıma attıkları dikişlerle tedavimi sağlayan Amerikan hastanesine gittik. Neyse ki atlattım ama epey sıkıntı çektim.” (SL 272).

10. Ayrıca Güneş De Doğar romanında Henry James'in sözde bisiklet kazasına ilişkin bilindik bir referans da vardır; Robert Cohn bir bisikletli polis tarafından durdurulmuş ve belgeleri sorulmuştur.

11. Akıntı Adaları romanında Thomas Hudson "Bir bisikletle seyahat etmek, bir arabayla seyahat etmeye göre çok daha keyiflidir. Etrafınızdaki şeyleri, olup biteni daha iyi görürsünüz ve bisiklet kullanmak sizi formda tutar..." cümlelerini sarf eder (429). Bu sahnede Hudson bir yarış bisikleti kullanmaktadır. Aynı zamanda, yaptığı bir resim karşılığında aldığı ve geçmişte bir olimpiyat şampiyonuna ait olan yarış ayakkabılarını giymektedir.

 

KAYNAKÇA

"Aymo vince alle porte d'Italia" La Stampa, 15 July 1926, 2.

"Bartolomeo Aymo Réédite Sa Victorie De L'an Dernier Dans L'Etape Nice-Briançon" Le Miroir des Sports, 25 July 1926, 84.

"Belloni vince il Giro del Piemonte" La Stampa, 4 May 1925, 2.

Birth certificate of Bartolomeo Ajmo. 25 September 1889, Archivio Stato Civile, Carignano, Italy.

Bonini, Gherardo. E-mail to the author. 21 August 2003.

"Dans Les Lacets Du Col De Braus, Frantz Reprend Cinq Minutes a Lucien Buysse" Le Miroir des Sports,
17 July 1926, 70.

Dos Passos, John. The Best Times: An Informal Memoir. New York: New American Library, 1966.

Hemingway, Ernest. By-Line: Ernest Hemingway. Ed. William H. White. New York: Scribner's, 1967.

- Ernest Hemingway: Selected Letters 1917-1961. Ed. Carlos Baker. New York: Scribner's, 1981.

- A Farewell to Arms. 1929. New York: Scribner's, 1995.

- The Garden of Eden. 1986. New York: Scribner's, 2003.

- Islands in the Stream. 1970. New York: Scribner's, 2004.

- A Moveable Feast. 1964. New York: Simon and Schuster, 1996.

- The Old Man and the Sea. New York: Scribner's, 1952.

- The Short Stories of Ernest Hemingway. New York: Scribner's, 2003.

- The Sun Also Rises. 1926. New York: Scribner's, 2003.

- To Have and Have Not. 1937. New York: Scribner's, 1996.

Hotchner, A.E. Papa Hemingway. 1955. New York: Carrol and Graf, 1999.

"La morte di Aymo" La Stampa. 12 December 1970. 25.

"Nuovo vittoria di Girardengo" La Stampa. 27 August 1923. 2.

Reynolds, Michael. Hemingway: The American Homecoming. 1992. New York: W.W. Norton, 1999.

- Hemingway's First War: The Making of A Farewell to Arms. 1976. New York: Basil Blackwell, 1987.

- Hemingway's Reading, 1910 - 1940: An Inventory. Princeton, NJ: Princeton UP, 1981.

Smith, Paul. A Reader's Guide to the Short Stories of Ernest Hemingway. Boston: GK Hall, 1989.

"Il XX Giro di Francia si inizia con una serie di sorprese" La Stampa. 21 June 1926. 5.

"Vittoria di Lucien Buysse" La Stampa. 7 July 1926. 5.

*Bu makale ilk olarak güz/2006 döneminde The Hemingway Review dergisinde yayınlanmıştır. Makalenin Türkçe çevirisinin yapılması ve internet sitemizde yayımlanması ile ilgili olarak eser sahibinden 13.07.2017 tarihinde izin alınmıştır.

"Variant.cc is a road cycling collective. We got a huge love bond for riding, chasing new routes and sharing them for road lovers"

TAKİP ET